ABDÜLKERİM KIRCA Print E-mail
On beş yaşında

Askeri okulda

Harp Okulunda

Vatana hizmet için eğitildi

Milletinin efendisi değildi

Milletini efendi bildi

Vatan aşkı daha önemliydi

Karısından,minik kızlarından

Ve kendi hayatından daha önemliydi

Vatan, vazgeçilmez bir sevgiliydi

O zor görevlere seçildi

Terörle mücadeleye memur edildi

Yetkileri ve rütbeleri bunun içindi

Harbiye'de ettiği yemin bunun içindi

Ülkenin bölünmezliği idi

Türkiye'nin huzuru ve birliği idi

O bu mücadeleye baş koydu

Bu mücadeleye gönül verdi

Kahpe bir kurşun beline yapıştı

Tekerlekli sandalyede aldı madalyasını

O artık malul gazi,

Felçli bir kahramandı

Bundan sonraki hayatında

Onuru ve huzuru ile yaşamalıydı

Kızlarını evlendirmek

Torunlarını öpmek

Torunlarına madalyasını göstermek

Onlarla şerefli anılarını paylaşmak

Onlara gurur ile gülümsemek

Bayrağın altında torunlarına sarılmak

Emekli gazi albayın hakkıydı

Sonra ihanetçi,itirafçı,iftiracı birisi

Fahişe bir kadın gibisi

İpe sapa gelmez ne varsa anlattı

Madalyalı kahraman gaziye

Çamur üstüne çamur attı

Memleketin bir gazetesi de

Bu ihaneti allayıp pullayıp

Hakikat gibi anlattı

Günlerce sorumsuzca yazdı

Yargısız infaz yaptı

Gazeteciliğin ahlaki ilkelerini

İnsan vicdanının ölçülerini

Çok gerilerde bıraktı

Emekli malul gazi kahraman

Okudu bu melun satırları

Yüreği burkularak

İçi ezilerek

Okudu bu yalanları

Halbuki O niçin savaşmıştı?

O ve diğer gazetelerin huzuru için

Gazetecilerin,televizyoncuların

Can güvenliği içinde yayın yapmaları için

Çocukların okullarına güvenle gitmeleri için

Hastanelerde hastaların emniyetle tedavisi için

Siyasetçilerin politikalarını demokrasi içinde

Ve dürüstçe yapmaları için....

Esnafın dükkanına,işçinin fabrikasına

Çiftçinin tarlasına

Rahatça gitmesi için...

İşte bunlar için yıllarını vermişti O

Kızlarından,eşinden,aile hayatından vazgeçmişti

Ayaklarının yürümesinden vazgeçmişti

Ama onurundan vazgeçmesi mümkün değildi

Onurundan vazgeçemezdi

Eşinin ve kızlarının fotoğraflarına son kez

Son kez doyasıya baktı

Madalyasına acı bir tebessümle dokundu

Ruhsatlı ve beylik tabancasını çıkarttı

''Allah'ım beni bağışla,

Senden geldim,sana dönüyorum''diye fısıldadı

Ne kabzayı tutan eli,ne tetikteki parmağı

Hiç titremedi

Kendisine göre yapması gerekeni yaptı

Ahlaksızlığa,onursuzluğa,hıyanete,

Yer olmayan bir diyara gitti.

Madalyaların yargılanmadığı

Kahramanlığın sorgulanmadığı

Hakikat alemine gitti

Allah'ın rahmeti üzerinde olsun

Mekanı cennet olsun

Eşinin,küçük kızlarının

Ve Türk Ordusunun

Gönlü rahat olsun....

Vedat Kuşaklı